![]() |
Arkası Yarın Mavi Maymunu Ararkene |
Bir gün Cenk Bey, diğer bir gün Erdem Bey tarafından yazılan bu arkası yarın için, Cenk Bey bir antika olan sarı |
|
|
2 Kasim Sali Daglarin gölgeledigi bir yayla kasabasiydi onun yasadigi yer. Günün getirdigi günes, ruhunu aydinlatmaz, söyle bir yalayip geçmekle yetinirdi. Esen rüzgar hüznünü tasimazdi baharda uçan polenler gibi. Acisi stabildi. Içindeki bosluk, o stabil köprüdeki gevsek vida misali, her an tüm köprüyü yikma tehlikesi ile yüzyüze birakirdi onu. Yesilin her tonunun bulundugunu söylemenin iddiali konusmak olacagi, ancak pek çok tonunun varligini kabul etmenin de yadsinamayacagi bu güzelim yaylayi Olmaz'la birlikte paylasmak ne kadar güzeldi. Kis aylarinda yagan, ancak tüylerinin sikligindan dolayi derisine kadar ulasmayi basaramayan siddetli yagmurlarin bile Olmaz'in tatli ve sadik askinin yüregini islattigi kadar etkili olamadigi bir minik keçiydi o. Tüm medya mensuplarinin kiskandigi alimli sakali, onun kalabalik bir sürüde bile fark edilmesini sagliyordu. Adi Yelpaz'di. Aslinda o bir dag keçisiydi. Sert yamaçlarla, yalçin kayaliklarla adeta alay ederdi. Çiftçi Rontaz Efendi onu sevmez, çiftligine sokmak istemezdi. Çünkü yillar önce biraz olsun okumus görünmek için biraktigi kir ve gür sakalini kuyu çikrigina kaptirmis ve zavalli sakallarini son kez, kuyudan çikardigi kovanin içinde görebilmisti. Bu olaydan sonra çiftliginde bulunan bütün keçileri keserek etlerini çig çig çigneyip tükürmüstü. Iste Yelpaz da o zamanlar Rontaz Efendi'nin çiftligindeydi. Ancak bu olay cereyan ederken o Olmaz'la tatli bir gezintiye çikmisti. Üstelik Olmaz bu gezinti için onu zorlamis, sonunda ikna etmisti. Yani canini Olmaz sayesinde kilpayi kurtarmisti. Çiftlige geri döndügünde tüm ailesi ve arkadaslarini tükürülmüs olarak bulmus ve oradan ayrilarak ait oldugu daglara dönmüstü. O günden sonra Rontaz Efendi'nin siniri yatismisti ama yine de keçi, hele de Yelpaz gibi bir keçi görmek onu kudurtuyordu. Iste bu yüzden Olmaz ile Yelpaz asklarini kuzeydeki o rüzgarli tepede gizlice bulusarak geçirmeye baslamislardi. Nevar ki kader onlarin karsisina hep bir engel çikarmayi kafasina koymustu. Bu kez kolay kolay atlatamayacaklari bir mania belirmisti önlerinde... 6 Kasim Çomartesi Dipsiz dehlizlerin karanligi gibi çökmüstü gece. Biricik aski Yelpaz'in yanindan nasil ayrilacagini bilemiyordu Olmaz. Hem ona olan aski hem de ona olmayan nefreti, geri dönüs yolunu hergün biraz daha uzatiyordu lastik gibi. Planini Yelpaz'a açikladi Olmaz. Hunhar bir plandi. Yesilini hiç bozmayan bir çamin altindaki katir tirnaklarini yerken açildi ona. Keçi Yelpaz onu bastan asagi magrur gözlerle süzdü. Evet ya da hayir demeden sekerek kayaliklara dogru seyirtti. Ne düsündügünü anlamak imkansizdi onun. Hosuna giden birsey oldugunda masumca kuyrugunu sallar, minik boynuzlariyla agaç kabuklarini sökerdi. Ormana zararli bir hayvandi. Bakislarindaki sevecenlikti, yesilci Olmaz'i çeken. Ani manevralarla kayadan kayaya birlikte ziplamak en büyük zevkiydi. Bu tür aksamlarda eve hep pençeleri yaralanmis olarak döner o yüzden dayak yerdi. 'Otur' derdi Rontaz Efendi. Sonra da arkasinda sakladigi kepçeyle Olmaz'in burnuna vururdu. 7 Kasim Pati Içinde tanimlayamadigi, kime ait oldugunu anlayamadigi küçük eller, yüreginin her yanini cimcikliyordu Olmaz'in. Mutlu sirnasma anlarinda Yelpaz'in tüylerinin tatli tatli kasindirdigi nemli kara burnu, kepçe darbelerini dogrudan gururuna iletiyordu sanki. Kin ve öc, ne kadar da karsi konulmaz bir hizla büyüyordu... Rontaz ise az önce Olmaz'in burnunda saklayan kepçeyi her aksam oldugu gibi yine o pis, o lanet tükürügüyle temizleyip, igrenç kazaginin dirsegiyle kuruladiktan sonra, agzindan hiç eksik olmayan küfürler esliginde duvardaki yerine asiyordu. Bu adam, insan seklinde görünmeyi haketmiyordu aslinda... Oysa her insan öyle degildi. Örnegin karsiki çiftligin sahibi yasli Tornav Teyze ne kadar da iyi bir insandi. Hem o da nefret ediyordu Rontaz'dan. Daima herkese gösterecek bi parça sevgi bulabilen bu sevimli ihtiyar, Rontaz'a ancak savas yillarindan kalan çiftesini gösterebiliyordu. Olmaz artik bir plan yapmali ve dogru zamanda kesin çözüme ulasacak sekilde Rontaz'in isini bitirmeliydi. Ama nasildi. Daha önce meslegi icabi hep kargalara sert yüzünü gösterebilmis, kedilere duydugu nefret bile onu yalnizca saatlerce peslerinden kosacak kadar vahsilestirebilmisti... Peki ne yapmaliydi? Acaba bu eylemi yalniz kendisi mi yapmaliydi. Yoksa..... 8 Kasil Patatesi Turnusol kagidinin verdigi renklerden daha koyu daha parlakti içindeki öfke. Bir gün bir an gelecek, yildirimdan daha güçlü bir isik halesi olup Rontaz Efendi'nin kafasinda patlayacakti. Ama o gün ve o anin seçimi önemliydi. Çünkü haftasonlari Rontaz'in üvey babasi Kerpen onu ziyarete geliyordu. Aslinda ziyaretinin esas amaci zengin yasli dul Tornav'di. 9 Hasim Sali Yüzey çekim kuvveti diye bir seyden haberi olmamasina karsin, kafasina dökülen bir kova suyun bu kuvvet geregince kulaklarini kafasina yapistirdigini fark etmisti Olmaz. Bu su, aklini da basina yapistirmisti ayni zamanda: Kerpen bir üvey babaydi. Üvey oglunun hatiri için güzelce kizarmis bir tavugu bile yemiyecek kadar duygudan ve insanliktan yoksun bir les kargasiydi o. Tornav'in bezelye beynine onu sevdigi için katlaniyor olmasini düsünmek çok gülünç olurdu. Olmaz da için için gülüyordu zaten. Iste bu kafasina su döküldügü günden itibaren servet avcisi Kerpen'e de kin duymaya baslayan Olmaz, acaba onu bir masa olarak kullanabilir miydi? Neden olmasindi? Ama nasildi? Bu derin düsünceler, yüreginin içinde patlayan yanardagin lavlarinin kaynagi, kalbinin magma tabakasi olan Yelpaz'in, kendisini kuzeydeki tepede bekleyecegini unutturmustu. Derhal toparlanarak tepeye dogru hizla yol aldi. Oraya ulastiginda çoktan gelmis olmasi gerektigini düsündügü Yelpaz'in yerine ablasi Pervan'i gördü. Pervan agliyordu... Olmaz, neler oldugunu ögrenmek üzere Pervan'in yanina yaklasmaya basladiginda kafasindan binlerce tahmin hizla akiyordu. Aldigi her nefes, bayat Izmir lokmasi gibi bogazindan daha öteye gidemiyordu. Yoksa Yelpaz'a, yani ona bisiy mi?.. Yoksa birileri onu... 10 Tasim Karsamba 12 Kasim Cumbaga Bir keresinde kulaginin içine kadar giren sefil ve kendini bilmez at sineginin viziltisi Olmaz'i sok etmisti. Sonra ilk kez kalabalik bir sehire gittiginde, karsidan karsiya geçmek isterken üzerine dogru gelen sehirlerarasi otobüsü son anda farketmis ve günlerce sarsintiyi atlatamamisti. Ancak bu defaki sarsinti bunlarin hiçbirine benzemiyordu. Pervan, Yelpaz'i unutmus, habire Olmaz'i sözleriyle sarsaliyor, sersemletiyordu: - Olmaz lütfen anla beni, seni seviyorum. Belki Yelpaz kadar alimli bir keçi degilim ama yine de keçiyim iste, senden vazgeçmiyciim, vazgeçmiyciim de vazgeçmiyciim, hih! Pervan böyle bagrinip tepinirken, boynuna astigi sepetinden yere düsen küçük bir radyo, Olmaz'in dikkatini çekmisti. Pervan böyle gereksiz bi aleti nerden bulmustu ve niçin boynunda tasiyordu? Ayrica onu düsürünce neden böyle heyecanlanmis, ayagiyla onu çabucak iyterek yamaçtan asagi atmisti? Hem pilsiz bi radyo bi keçinin bile isine yaramazdi. Olmaz, düstügünde arka kapagi açilan radyonun pilsiz olduguna bile dikkat etmis, ancak her seyin arkasinda kötü bir niyet aradigi için kendine kizmisti. - Pervan, sen ne dedigini bilmiyorsun, sarhossun, diyebildi. Hem Yelpaz nerde onun için endise etmeye basliyorum. Randevusuna bu kadar geciktigi vaki degildir. Bugün onu gördün mü? Diye de devam etti. Pervan konusmuyordu, yine hiçkiriklara bogulmus agliyordu. Olmaz kendine gelmesi için ona okkali bir sille indirdi. Iste tam bu sirada o sesi duymaya basladi. Hassas kulaklari dikildi ve duyduklarini Olmaz'in kusursuz çalisan beynine sinyaller halinde iletmeye basladi. Ardindan duyulan sesin beyin tarafindan analizi ve ne sesi oldugunun anlasilmasi asamasina gelinmisti. Ve beyin çalismasini bitirdi. Evet bu ses.... 14 Kesif Tazar - Çan çan çan ne bu be! Kafam sisti, ormanda bile rahat yok adama. Kulaklar hassas belki ama siyah beyaz görüyorum hala, reva mi bu?! - Haydn, sapanla birseyler avlayalim!... - Burda bir canavar vaaaaaar!! - Dev gibiydi. Dislerimle onun dizlerini isirdim. Bu gerzek veletler hep ayniydi. Herseyi bildiklerini zanneder, bir isi batirmalari en fazla 30 saniyelerini alirdi. Ama onlar bunu anlayana kadar haftalar geçerdi. - Meeeee e e e , be e e eeee!!!.... 15 Kisim Bozartesi! Herhangi bir A ile B noktasi arasindaki mesafeyi ayaklari üzerinde katedemeyen canlilara sürüngenler denirdi belki ama her sürünen canli sürüngen degildi. Zira Yelpaz ulasim için sürünmeyi, mecbur oldugu için seçmisti. Pil zehiri bir keçiyi 6 saat içinde sadece kemik yiginina çevirebilirdi. Babasi Tencer de öyle ölmemis miydi? Annesi Tester aksam yemegine kekik yerine yannislikla yassi pil serpmemis miydi adamcagizin?... Rontaz Efendinin nadasa biraktigi tarlalarindan birinin orta yerinde, beynine giden son bir iki damla kan sayesinde bunlari düsünebilmis ve hemen akabinde bayilmisti Yelpaz. Onu büyük bir sans eseri Tornav Teyze bulmustu. Zira o da Kerpen'i aramaya çikmis ama kismetine Yelpaz çikmisti. Hemen müdahale edilmezse ölecekti Yelpaz . Eski bir hemsire olan Tornav bunu ilk görüste anlamis ve zavalli keçiyi evine kadar hizla sürüklemisti. O siralarda Olmaz ile Pervan da Sempaz Magaralarina ulasmak üzereydiler. Pis veledin sikayeti bütün piknikçileri peslerine düsürmüstü. Tek sanslari bu magaralardan birine siginmakti. Belki de yüzyillardir dillere destan olan ancak o güne kadar kimsenin yakindan göremedigi Mavi Maymun orada olur ve onlari kurtarir diye düsünüyorlardi. Olmaz çevik bir köpek oldugundan düz yolda iyi basiyordu. Pervan ise daglik bölgelerde keçiligini konusturuyordu. Olmaz'in aklinda sadece Yelpaz vardi. Onu çok merak ediyordu. Pervan ise o kaçis telasi içerisinde bile ikide bir Olmaz'a “seni seviyorum lanet olasi hayvan” diye bagiriyor, onunla yalniz basina bu issiz yerlerde birlikte oldugu için de kis kis seviniyordu. Iste meshur sempaz magaralarina gelmislerdi. Izlerini kaybettirebilmek için en dar olanina girmeye karar verdi Olmaz ve içeri daldi. Ancak içerisi soguk ve pek karanlikti. Pervan zirlamaya baslamisti bile. Olmaz'in isi kolay degildi artik: Sevdigi keçiden uzakta ve onun sevmedigi ablasiyla birlikte insanlardan kaçiyordu; ne kadar sasma bi durumun ortasindaydi yahu!...
Tornav Teyze, Yelpaz'i mutfak fayansina yatirmisti. Onun barsaklarindan kokriç yapip üstüne paça çorbasi içmek istiyordu. Zati Rontaz efendi 'nin babasini da aramis ve kelle paçaya davet etmisti. 17 Kisim Tekmili Birden! Intihar etmek üzere kendilerini yalçin kayalara çarpan yunuslardan ne kadar yürek parçalayici bir ses çikarsa, yankilanmak üzere kendilerini duvardan duvara vuran, kelime ve cümlelerden olusan seslerden de o kadar etkileyici bir ses çikar. Iste Sempaz magarasinda yankilanan insan sesleri de bu sekilde Olmaz ve Pervan'i etkiliyor ve bir o kadar da korkutuyordu. Pervan iyice saçmaliyordu: -Olmaz sen neden bisiy söylemiyorsun, yoksa beni sevmiyor musun? Olmaz iyice sinirlenmisti. Agzi bozulmak üzereydi. Pervan'dan ve pesindekilerden bi an evvel kurtulup Yelpaz'ini aramaliydi. Zaten magara da çok karanlikti, artik önünü göremiyor, yönünü ise bulamiyordu. Bu nedenle Pervan'i yakmaya karar verdi. Yerden iki çakil tasi aldi. Eskiden izci köpee oldugu için bu islerden iyi anliyordu. Birkaç vurusta kivilcim çikararak yerde buldugu ince dal parçasini yakmayi basardi. Biraz sonra çevik bir dönüsle hemen arkasinda gerzekane konusmalarini bir an olsun kesmeyen Pervan'i tutusturmustu bile. Pervan henüz ne oldugunu anlamamisti. Anladigindaysa ortalik bayaa aydinlanmisti. -Aman Tanrim yaniyorum. Olmaz kurtar beni. Z harfi çikmamisti Pervan'in bu son çigligindan. Olmaz Pervan'in ucundan dikkatlice tutarak artik rahatça etrafini görebildigi magaranin derinliklerine dogru yol almaya basladi. O sönmeden gidebildigi kadar gidip, izini kaybettirmeliydi... 18 Kisin Persombay Çogu zaman sönmek üzere olan bir atesin közüyle, pek çok semaver yakilabilir ve galonlarca çay demlenebilir. Polisiye filimlerdeki arabalarla kovalamaca sahnelerinde, tam “iste simdi paçayi ele verdi” derken sagdaki, ancak kendisinin geçebilecegi genislikteki yola sapar kaçan araba. Iste Olmaz da tam böyle bir zamanda bulunmaktadir. Çaresizlik onu tetiklemek, gücünü son haddine kadar zorlayarak son hamleyi oynatmak üzeredir. Ancak Olmaz kendi halinden çok Yelpaz'inin Rontaz'in sirtindaki bitkin haline üzülmektedir. Rontaz'in onu yiyecegi düsüncesi Olmaz'i yemektedir.... Rontaz yorulmustu. Ancak, eve ulastiginda çekecegi ziyafeti düsündükçe, biraz daha güç bularak birkaç adim daha atabilmekteydi. Iste bütün planlarini alt üst eden o silah sesi tam bu esnada duyuldu. Koca gövdeli kaba adam önce biraz hirladi. Sonra, zaten dayanacak gücü kalmamis olan sag bacagi, kaldirdigi agirliga bir de yeni gelen kursunun agirligi eklenince, Rontaz'i daha fazla tasiyamadi. Sefil çiftçi önce saga, sonra sola, sonra tekrar saga dogru yalpalamis, kimsenin gelmedigini anlayinca, agir agir yere uzanmisti. Olmaz sasirmisti. Rontaz kan kaybediyordu. Bu durumdaki bir insani orada yüz üstü birakmak için egitilmemisti. Keske egitilseydi; ama olmamisti. Yelpaz hala uyuyordu. Olmaz Rontaz'in yarasini zaten pelte kivaminda bulunan Yelpaz'la sardi. Ne saçma bi durumdu. Öldürmek istedigi adamin yarasini, yine o adamin nefret ettigi sevgilisi ile sariyordu. Rontaz ise kin güttügü ve az önce mideye indirmeyi planladigi keçi ile pansumanlanmisti. Bu yorgunlukla onlari eve kadar çekemezdi Olmaz. Zaten Rontaz'a bu kadar iyilik fazlaydi, artik onlari takip de edemezdi. Gidip yardim getirecek, sonra da Yelpaz'la birlikte kaçacakti. Yardim için en yakin yer Tornav'in eviydi. Içeri girdi Olmaz. Daha sonra bu olay için “iste bu hayatimda yaptigim en büyük hataydi” diyecekti. Çünkü kafasini kaldirdiginda henüz yeni ateslenmis bir tüfengin nemlisi, namlu burnuna yapisti. Tüfengi tutan kisiyi çok iyi taniyordu..... 22 Tasim Taragim Denizin yesil rengi öldürücülük sembolu olurdu bazen. Aniden dalgalanip bogar, yokerdi hayatlari. Iste yesil renkli kalemini aynen böyle kullanan, karakterleri bozuk para gibi harcayan bir ruh hastasi vardi. Adi Erdem'di. 23 Kasar Sagli Yilan misali kivrilarak sonsuzluga gidiyormus gibi görünen ama aslinda perspektifin sasmaz kurallarinin islemesi sonucu gözlerimiz kanaliyla beynimizde olusturulan bir yanilsamadir tren yollarinin durumu. Toprakla bütünlesen yagmur damlalarinin havaya biraktigi taze çimen kokusu, eger yagmur tren yollarina yakin yerlere düstüyse kesif demir ve pas kokusu yaninda hissedilmez olur adeta. Iste sargi bezi olarak kullanilan zavalli Yelpaz da Rontaz'in kanina kirmizi rengini veren yogun demirin hem kokusu hem de tadi yüzünden havayla bulusturamamisti zavalli cigerlerini. Ve oracikta, bir insanin hayati için vermisti son nefescagizini. Olmaz bu sahneyi gördügünde, ne gözlerinden ne de burnundan akan sivilara hakim olabilmisti. Beraberinde, kati yüregi ve kirli atkisiyla yedi düvele nam salmis Rontaz da agliyordu. Olayin cereyan ettigi yere dogru segirten yasli Tornav Teyze, bu gaddar adamin agladigini ilk kez görüyor, ancak gözlerine biriken yaslar nedeniyle kirilan isik, onu oldugundan çok daha zayif göstertiyordu bu zavalli kadina. Olmaz, agzinin içinde gereginden fazla yer kapladigini yeni farkettigi dilinin bir türlü düzgün çalismamasi nedeniyle, artik kendisinin de ölmesi gerektigini son derece anlasilmaz bir biçimde ifade etmeye çalisiyordu. Tam o sirada ani bir hareketle, Tornav Teyzenin elinde unuttugu kürdani kaparak gözüne dogru batiracagi esnada, kendisini engelleyen bir güçle karsilasti. Bu kuvvet, Bilge Deve Cenk'in agzi tarafindan meydana getirilmis ve Olmaz'in bu girisimini sonuçsuz birakmaya yetmisti. Hiç ortada yokken birden görünüveren bu Deve'nin efsanesi bütün kasaba halkinin dilinde yüzyillardir dolasmasina ragmen onu simdiye dek gören olmamisti... Olmaz, Cenk Deve'ye dogru dönüp omzuna kapandi ve hiçkiriklara boguldu. Cenk Deve ise, birazdan kendini toparladiginda yapmasi gereken yüce görevi anlatacagi Olmaz'in gidigini sivazliyordu... 24 Kisas Çarfanba 27 Kasim Samartesi Evat! Olmaz seçilmisti ama kimseye gösterilmemisti. Oyunun kuraliydi bu. Seçeceksin, göstermeyeceksin. Iyi olan bilecekti. O da Cenk Deve olmustu. Onun seçilmis oldugunu görmedigi halde bilebilmisti. Istisareye takilan Cenk Deve gitmeden önce Olmaz'a hala elinde tuttugu kürdani göstererek söyle demisti: -O kürdan yar ya!... Ve kuvvetli bir eneji bosalimiyla ortadan yok olmustu. Bu güçlü enerji Olmaz'i bir an sersemletmis ve bilincini kaybetmesine yol açmisti. Uyandiginda karsisinda Kerpen duruyordu. Olmaz'i ön ve arka ayaklari bagli bir halde, cesedinden geriye bir parça kül bile kalmamis olan Tornav'in evine götürmüs ve kulaklarindan salondaki avizeye asmisti. Olmaz kulaklarinda hafif bir aci ve agzinda küçük bir fazlalik hissediyordu. Birden Die Hard 3'ün bir sahnesini hatirladi ve agzindaki fazlalaligin kürdan oldugu o anda kafasina dink etti. Bunu kullanarak ön ayaklarindaki ipi çözebilir miydi?... Kerpen onun uyandigini farketmemisti. O kendi kendine mutfaga girmis, bir yandan agliyor, bir yandan da koca bi tencere helva kavuruyordu. Olmaz'in katil oldugunu düsünüyor olmaliydi. Birden kapi açildi ve içeri kocamis bir keçi girdi. Bu, Cenk Deve'nin gözünden kaçan bir karakterdi. Dolayisiyla hala hayattaydi. Bu keçi, yillar öncesi kocasi Tencer'i öldürmüs olan Yelpaz ile Pervan kardeslerin annesi Tester'di... 28 Lazim Hazar Yelpaz ile Pervan'in annesi Tester iki kardesti. O, yani Beta Tester ve kardesi Alfa Tester. Beta Tester yillarini ormandaki tüm otlari tadarak geçirmis, hangisinin yenecegi hangisinin yenmeyecegi konusunda etüdler yapmis ve günümüz keçi damaginin olusmasinda bir mihenk tasi olmustu. Fakat yaptigi yanlis bir tanim yüzünden en sevdigi varligi, kocasini yitirmisti. Kocasi, onun rahatça yenebilir dedigi bir zehirli otu kemirmis ve oracikta köpürerek can vermisti. 29 Kasim Basartesi “Hayir! Tester bir katildi. Evet, onun asil adi Beta Tester'di ve hayatini ot çignemeye adamisti. Ancak kocasina nasil olur da yanlis tanimladigi bir ot yedirebilirdi? Daha dogrusu o otu nasil yanlis tanimlayabilirdi? Madem ki o bir testerdi; o halde zehirli otu da teyst etmis olmali ve, ya ölmeli ya da o otu digerleriyle karistiramayacak kadar hastalanmaliydi. Bu durumdaki bir keçi çignedigi böyle bir otu yanlis tanimlayamazdi. Bütün bu asilsiz iddialar ancak sari kalem kullanan biri tarafindan ortaya atilabilirdi. Ona itibar etmek ve bir katili ormanda serbest birakmak dogru olmazdi.” Yukaridaki düsünceler, hala avizeye kulaklarindan asili bulunan Olmaz'in yüregine adeta kendi istegi disinda gelivermisti. Iste bu, Cenk Deve'nin inanilmaz gücüydü. Olmaz seçilmisti. Artik gerçegi kalbinin kanla dolu o en derin yerinde hissedebiliyordu. Bu ona son bir dayanma gücü verdi. Birden hareketlendi ve aniden çok kivrak bir girisimde bulundu. Saniyenin o binde birlik aninda Kerpen ve Tester gözlerini ondan alamiyor, ancak onu durduracak hiçbirsey de yapamiyorlardi. Olmaz artik kudurmustu... 30 Hasim Sapli 2 Aradik Fersomje! Tester yanina aldigi Gama ile birlikte aivzenin altina geldi ve Gama'nin sirtina çikarak Olmaz'i kurtarmanin yollarini düsünmeye basladi. Biraz yavas düsünüyor ve bu arada zaten tepe taklak duran Olmaz'in kani büyük bir sevinçle akiyordu. Tester sonunda konustu: -Yaw ne fena dügüm olmus bu. Kusura bakma Olmaz kuyrugunu kesmek zorundayim. Bu konusma Tester'in kafasini karistirmaya yetmisti. Daha fazla düsünecek hali kalmadigindan Olmaz'in cigerinde sapli bulunan biçagini çikarip kuyrugunu kökünden kesti. Olmaz, gerek beyin üstü yere çakilmanin, gerekse kanin akacak üçüncü bir delik daha bulmus olmasinin etkisiyle bayilmisti. Tester bir kez daha konustu: -Aaa düstü. Basardim, kurtardim onu. Olmaz kanlar içinde yatiyordu. Artik garip hiriltilar çikarmaya baslamisti. Bir ara gözlerini açti ve sol patisini bir yeri gösterircesine hafifçe yukari kaldirdi. Herkes basina toplanmisti. Zaten Cenk Deve'nin temizliginden sonra ortalik yine karakter kaynamaya baslamisti. Olmaz zorla anlasilabilen birkaç kelime mirildanmaya çalisiyordu: -Len.....Tester......seni....embes..... 6 Abalik Bazaltesi - Kim bu? 8 Arabalik Sarsamba! Bir canlinin elinde olmadan hirildamasi hiç de hos bir durum degildi. Olmaz bunun farkindaydi. Ama bu halde kaldigi sürece de hiriltilarinin ardi arkasi kesilmeyecekti. Bir seyler yapmali ve hem bu sinir bozucu durumdan kurtulmali hem de dinmek bilmeyen kanini durdurmaliydi. Ama birden üsengeçlik ve tembellik her yanini sardi. Nasil olsa Cenk Deve'nin gözüne girmisti ve o varken kimse kendisini ortadan kaldiramayacak diye düsünüyordu. Onun kendisini yasatacagina öylesine inanmisti ki, yaralarini hiç tedavi ettirmese bile vücudundaki kanin asla bitmeyecegini hayal etmeye baslamisti. Saçmaliyordu... Cenk Deve böyle uysukluk yapsin diye hayatini bagislamamisti aslinda. O herseyi affedebilirdi ama tembelligi asla. Olmaz'in içinde bulundugu halet-i ruhiye, Cenk Deve'nin en sadik casusu yasil yengeç Hortal tarafindan kendisine bildirilmisti. Bu bildiri, Cenk Deve'nin beyninde kivilcim siçramalarina ve elektrik serarelerine sebep oldu. Artik harekete geçme vaktiydi. Nöbetçilerine öfkeyle bagirdi Cenk Deve: - Bana sari kirçilli eldivenlerimi getirin...
Cenk Deve hem hurilerine hem de Hirildak Olmaz'a olan sinirinden sari kirçilli eldivenleri olmadan atmisti kendini disari. Ilk kez böyle disari çikiyordu. Sokakta hiç kimse onu tanimiyordu. Hatta omuz vurup geçenler bile oluyordu. Cenk Deve eldivensiz tam bir kitirpiyozdu. Bir çeyiz magazasinin önünden geçerken vitrin camindaki aksine ilisti gözü. O da neydi? Bu gördügü kendisi miydi? Bu zavalli omurgasiz miydi heybetli, hasmetli, adilcevaz, alicenap Cenk Deve? Olamazdi. Olmaz kendisini bu halde görürse, dagalan karizmayi kurtarmak bos bir ugrastan baska ne olabilirdi ki? Derhal geri dönerek hizli adimlarla yaklastigi sarayina hisimla girdi:
17 Aralikli Com'a Ecinniler Cenk Deve'den aldiklari emirleri harfiyyen yerine getirmekle yükümlü olduklarini bir an olsun unutmadan Memed Ali Birand'i bulmak üzere CNN Törk kanali merkez binasinin yolunu tutmuslardi. Binaya ulastiklarinda Memed, yayin hazirligi içinde yardimcilarina sorular soruyordu: - Yahu su hem ek hem baglaç olan sey neydi? Cehalete yürekleri hiç dayanmayan ecinniler Memed'e acimalarina ragmen görevlerini yapmak zorundaydilar. Onu kulaklarindan iyice kavradilar ve sürükleyerek binadan disari çikardilar. Memed Ali Birand, onlara “sokaktaki adamlar” diye bagiriyordu ama yapacak hiçbir seyi yoktu. Bu esnada Cenk Deve de Olmaz'in yanina ulasmisti. Onu büyükçe bir kan gölü içerisinde yüzer bir halde görünce doga üstü gözlerinden akan nükleer enerji deposu göz yaslarina engel olamadi. Birden ona olan kizginligi yerini eski günlerin anilarina birakti. Cenk Deve, Olmaz'in hala kaybedecek kani olduguna sasirmisti. Zira yattigi odadaki kan seviyesi giderek yükseliyordu. Olmaz'in suuru da yerinde degildi. Her an kendi kaninda bogulabilirdi. Cenk Deve etrafindaki Beta ve Gama Tester'i serçe parmaginin ucundan fiskirttigi optik enerjiyle foton komasina soktu. Ve Olmaz'a suni teneffüs yapmak için yere çömeldi. Dudaklarini Olmaz'in kanli dudaklarina degdirdiginde bir an her yer karanliga bürünmüstü...
Karanlik, en aydinlik mekandan daha net görüs imkani saglardi bazen. Isik aydinlatirdi ama aydinligiyla kör ederdi bazen. Iste o karanlikta Cenk Deve, Olmaz'in dudaklarini bulmustu. Gözleri açildi açilmasina ama berrak bir görüs için yeterli olmamisti bu. Gözlerinin içine kadar dolan minik kan damlaciklari, gözyaslariyla karisinca biraz seyrelmis ve tatli pembe bir renk almisti. Bu pembe perdenin arkasindan sürekli hareket eden bir film sahnesi gibi görebilmisti Cenk Deve'nin o uzun süredir hasret kaldigi yüzünü. Ancak artik bu en sevdigi varligin yaninda olusu bile ona yerinden kalkacak gücü veremiyordu. Cenk Deve ince isaret parmagiyla sevgi dolu bir dokunus birakti dudagina; Olmaz'in rrrrf'lamalari siklasmisti. Cenk Deve onu biraz daha canli tutabilmek için iki eliyle kulaklarini kavramis dairesel hareketler yaparak mincikliyordu. - Bak bunu da hatirladin diy mi? Kulaklarini böyle çevirerek kerevizin ne kadar faydali oldugunu anlatmaya çalisirdim sana hep. Ama sen beni hiçbi zaman dinlemedin. Basina buyruk davrandin. Neden Olmaz neden? |
|